.
.

.
.

.
 Tarihçe
Emirgan, Sarıyer ilçesinin deniz sahili mahallelerinden olup Baltalimanı, Fatih Sultan Mehmet, Reşitpaşa ve İstinye mahallelerinden sınır alır. Taksim'e 10,5, Eminönü'ne ise 12 km uzaklıktadır.

Emirgan çok eski bir yerleşim bölgesi değildir. Antik çağla ilgili herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Ancak Bizanslılar döneminde isminin Kiparodis (Kyparodes) olduğu ve Rumca karşılığının "Serviler" olduğu bilinmektedir. Bu ismin verilmesinin nedeni ise yörenin servi ormanları ile kaplı olmasıydı. Emirgan'da yerleşim 16. yy.ın ortalarında, Sadrazam Sokulu Mehmet Paşa'nın nişancılarından Feridun Beye bu büyük alan hediye edilince başlar. Önceleri bir yazlık köşk ve müştemilatı yapıldı, sonra da diğer binaların yapımı dolayısıyla de yerleşimin devamı sağlanmış oldu.

Sultan IV. Murat Revan seferine gittiğinde şehri savaşmadan teslim aldı (1635). Revan Muhafızı (Kumandanı-Valisi) Emirgüneoğlu Tahmasb Kulu Han'dı. Emirgüneoğlu Revan Kalesini hiç savaşmadan Sultan IV. Murat'a teslim ederek Osmanlılar safına geçti. Bu hareketi nedeni ile Halep Paşalığına gönderilmiş, fakat bir süre sonra İstanbul'a çağırılmıştır. Sultan IV. Murat çok sevdiği Emirgüneoğlu'na vezirlik rütbesi vermiş, ismini de Yusuf Paşa olarak değiştirdikten sonra kendisine Emirgan'daki Nişancı Feridun Beyin (1583) bahçesini bağışlamıştır. Bu olay nedeniyle bahçeye "Emirgüne bahçesi" denilmiş, semtin adı bilahare Emirgan olmuştur. Emirgan'a 1933-1934 yıllarında "Uluköy" adı verilmişse kısa bir süre sonra 'Mirgün" olarak değiştirilmiş, bu iki isim tutmadığından Emirgan ismi devam etmiştir. Emirgan'a ismini verdiren Emirgüneoğlu Tahmasb Kulu Han, Yusuf Paşa ismini ve Vezirlik rütbesini aldıktan sonra şansı yaver gitmemiş, sefahat âlemine dalınca Sultan I. İbrahim döneminde (1640-1648) Sadrazam Kara Mustafa Paşa tarafından idam edilmiş (1641) ve bütün mallarına el konulmuştur. Sultan I. Abdülhamid (1774-1789) tarafından arazinin bir kısmı vakfedilmiş, diğer kısmı da buraya yerleşmek isteyen halka dağıtılmıştır.

Yeni bir yerleşim bölgesi olan Emirgan'da hayli tarihi eser var. Bunlardan en önemlisi Emirgüneoğlu Köşkü idi. İdam edildikten sonra bu köşk Kara Mustafa Paşa tarafından kullanıldı. Daha sonra Mirza Mustafa Efendiye, sonra da Mehmet Emin Salim ve daha sonra da Vassaf Abdullah Efendiye geçti. Ancak, Sultan I. Abdülhamid döneminde köşk yıktırılarak yerine cami, çeşme, hamam, dükkân ve evler yapılarak yerleşim bölgesi gelişmeye başladı.

Emirgan'da Çınaraltı mevkiinde bulunan Emirgan Camii, 1781 yılında Sultan I. Abdülhamid tarafından, erken yaşta ölen şehzadelerinden Mehmet ve onun annesi Hümaşah kadın adına yaptırıldı. Külliye olarak yaptırılan caminin; hamamı, çeşmesi, fırını, değirmeni de vardı. Bunlardan bir kısmı günümüze ulaşmadı. Bu cami, Emirgüneoğlu Yusuf Paşa'nın yaptırdığı sahilsarayın yerine inşa edilmiştir.
 
 Bugünkü cami Sultan II. Mahmut (1808-1839) döneminde, eski camiin yerine 1838 yılında yeniden yapılmıştır. Camiin doğu tarafına yapılan ve tüm cepheyi boydan boya kaplayan Hünkâr kasrı ahşap ve müstakil olup, ayrı girişi vardır. Bu camiye Emirgan Hamid-i Evvel Camii de denilmektedir.

Serhazin Süleyman Ağa Camii Baltalimanı Deresinin doğu tarafındadır. Baltalimanı semtine adı verilen Baltaoğlu Süleyman Bey adına yapıldığı için semt sınırlarına bakılmaksızın Baltalimanı ile özdeşleşmiştir. Cami 15. yy.da inşa edildi ise de cami onarılırken (1826-1827) eski hüviyetinden tamamen uzaklaşıldı. 1960'daki onarım sırasında ise tarihi özelliğini tamamıyla kaybetti.

Tarihi eserlerden biri de Çınaraltındaki Muvakkithane'dir. Cami inşaatından altı yıl sonra ve 1844 yılında Sultan Abdülmecid tarafından yaptırılmıştır. Muvakkithane Cumhuriyet döneminde değişik amaçlar için kullanıldı. Uzun süre Emirgan Spor Kulübü binası olarak işlev gördü, halen büfe olarak kullanılmaktadır.

Abdülhamid Han (I) Çeşmesi cami ile birlikte yapıldı. Tarihi Çınaraltı mevkiinde, Muvakkithane Caddesinin tam ortasında inşa edilen bir meydan çeşmesidir. Çeşme 1782 yılında Sultan I. Abdülhamid tarafından genç yaşta ölen şehzadesi Mehmet ve onun annesi Hümaşah kadın anısına yaptırıldı. Çeşmeye "Hümaşah Kadın Çeşmesi" denildiği gibi "Şehzade Mehmet Çeşmesi" de denilmektedir.

Sadrazam Hazeıpare Ahmet Paşa tarafından 1647 yılında Baltalimanı Camii yanında yaptırılan çeşme de korunamamış yok olup gitmiştir. Fatma Atiye Hanım Çeşmesi 1842 yılında Muvakkithane Caddesi üzerinde yapılmıştır. Çeşme kullanılmamakta ve harap haldedir. Rengigül Hanım Çeşmesi de 1904 yılında yapılmış fakat zamanla bu çeşme de yıkılıp yok olmuştur. Halk Çeşmesi ise 1934 yılında yapılmış olup, Doğu Muvakkithane Caddesindedir.

Emirgan'da iki İmam Suyu Çeşmesi vardır. Bu çeşmelerden biri Emirgan Camii bahçesi içerisindedir. Çeşme 1957 yılında yapılmış olup birkaç kez onarım görmüştür ve tarihi özelliği yoktur. İkinci İmam Suyu Çeşmesi Mektep Sokakta olup 1958 yılında yapılmıştır. Bu çeşmenin de tarihi özelliği yoktur. Her iki çeşme İmam memba suyunu kullanmaktadır.

Boğaziçi'nde Rumeli yakasının en eski yalısı 17. yy.ın ilk yarısı içinde yapılan
Mirgüneoğlu Yusuf Paşa sahilhanesiydi. Paşa'nın divanhanesi olan sahilhane 18. yy.da Hazine-i Hümayun başyazıcısı Feyzizade Mehmet Bey tarafından müstakil yalıya dönüştürülmüş, 19. yy.da ise el değiştirerek Mekke Şerifi Abdulillah (Abdullah) Paşa'nın malı olmuştur. Bu nedenle de "Şerifler Yalısı" olarak anılır olmuştur. Şerifler Yalısı 1971 yılında Sait Çiftçi varislerinden satın alınarak Türk İslam Eserleri Müzesine tahsis edilmiştir.

Emirgan, İstinye Caddesi üzerindeki iki katlı bina da tarihi eser binalardan olup Mısırlı Fatma Sultan Yalısı müştemilatından idi. Fakat 1946/1947 yıllarındaki yol genişletilmesi sırasında ön kısmından kesilerek hayli değişikliğe uğradı.

Emirgan'daki bir diğer tarihi eser Atlı Köşk'tür. Atlı Köşkün bulunduğu yerde Mısır Hidivi İsmail Paşa'nın sarayı ile ailesinin oturduğu yedi yalı vardı. Sultan II. Abdülhamid tarafından Karadağ Prensi Nikolaya armağan edilen bu yer 1913 yılma kadar Karadağ Sefarethanesi olarak kullanıldı. 1923 yılında Hidiv İsmail Paşanın torunu Mehmet Ali İhsan Bey tarafından yaptırılan yeni köşk 1951 yılında Hacı Ömer Sabancı tarafından satın alındı. Hacı Ömer Sabancı, 1864 yılında Paris'te bronzdan yapılan at heykelini satın alarak köşkün ön bahçesine yerleştirdi. O günden beri bu köşke Atlı Köşk denilmektedir.

İstinye'ye doğru giderken solda ve Tokmakburnu mevkiindeki Ulusal Kurtuluş Savaşı Komutanlarından General Fahrettin Altay'a ait köşk de hayli eskidir. Bu köşk Billur Köşk Gazinosu olarak da işletildi. Buradaki diğer lokanta Nurinin Yeri'ydi, sonraları Köşem Restaurant şimdi ise Konak Restaurant olarak kullanılıyor. Bu köşkün ilerisinde Hindistan Konsolosluğu bulunuyor.

Bu sırada Muhlis Erdener, Sevatini, Sadıklar ve Cavit Çağlar Yalıları dikkat çeken binalardır. Hakkâk Yümnü Sokaktaki Baltalimanı Sarnıcı, Reşitpaşa'nın mahalle olması nedeniyle Emirgan sınırları dışında kaldı.

Emirgan denilince akla Emirgan Korusu ve Çınaraltı gelir. Emirgan Korusu, Emirgan'ın kuzey batısındaki yamaç ve sırt üzerinde yer almaktadır. Bu alan Bizanslar ile Osmanlılar döneminde servi ormanlarıyla kaplı idi. Bu nedenle de Emirgan'a Kyparades (Serviler) deniliyordu. Bu büyük alana Osmanlılar döneminde el sürülmemiş koca arazi ve çevresi 16. yy.da Nişancı Feridun Beye verilmiş ve "Feridun Paşa Bahçesi" olarak anılmıştır. 1635 yılında Sultan IV. Murat bahçeyi Emirgüneoğlu Tahmasb Kulu Han'a (Yusuf Paşa) vermiş, burası da "Emirgüne Bahçesi", "Mirgün Bahçesi" ve "Mirgün" olarak anılmış, daha sonra da Emirgan'a dönüşmüş, bu isim tüm yörenin ismi olarak kalmıştır. 19. yy.ın ikinci yarısında Sultan Abdülaziz (1861-1871) bu büyük araziyi Mısır Hidivi İsmail Paşa'ya vermiştir. İsmail Paşa bu alanda 1871-1878 yılları arasında Sarı
 
Köşk, Pembe Köşk ve Beyaz Köşk isimlerini taşıyan üç köşk yaptırdı. Köşklerden Sarı Köşk 1979, Pembe Köşk 1982 ve Beyaz Köşk 1983 yılında restore edildiler. Emirgan koruluğu içinde ayrıca iki de gölet var.

Emirgan koruluğu 472.000 m2'dir. Koru İsmail Paşa'nın varislerinden Satvet Lütfi Tozan'a geçmiş, bilahare İstanbul Belediyesi tarafından satın alınarak 1943 yılında halka açılmıştır. Emirgan Korusu Sarıyer ilçesinin hatta İstanbul'un en gözde dinlence yeri ve mesiresidir. Koru her türlü ihtiyaca cevap verecek şekilde tanzim edilmiştir. Koru florasının zenginliği, çeşitli çiçek ve gülleri, hala koruyu terk etmeyen bülbülleri ve 120'den fazla ağaç türü ile ilgi çeker. İstanbul'un en önemli sayfiye ve dinlence yerlerinden biri olan Emirgan koruluğunda her yıl İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından "Lale Bayramı" düzenlenmektedir.

Emirgan Vapur İskelesi de semtin tarihi eserlerindendir. Emirgan'da ilk vapur iskelesi 1851 yılında Şirketi Hayriye vapurlarının Boğaza yolcu taşımaları için ahşap olarak Emirgan Hamid-i Evvel Camii önündeki arsada yapılmıştır. 1900 yılında halen bulunan yerde iskele yeniden inşa edildi. 1989 yılına kadar kullanılan iskele, sahil yolu düzenlemesi sırasında yıkılmışsa da 2001 yılında yapılan yeni vapur iskelesi hizmete açıldı.

Emirgan'da Çınaraltındaki çınar ağaçlarından ikisi asırlık ağaçlardandır. Uşaklıgil Villası bahçesindeki Sedir ile Su Sediri tarihi ağaçlardandır. Sedirin çevresi 3.00 m Su Sedirinin ise 2.65 m.dir.

Boyacıköy, Emirgan'dan ayrı bir mahalle gibi algılansa da Emirgan Mahallesine bağlı eski bir yerleşim bölgesidir. Sultan III. Selim tarafından "Kırk kilise" denilen şimdiki Kırklareli'nden 1806-1807 yıllarında, şayak ve benzeri kumaşları boyamak ve boyama sanatını yaygınlaştırmak amacı ile getirttiği 40 kişilik Kafrariyofı (Kafkaryadı, Kafkariyodi) ailesinin buraya yerleştirilmesi nedeniyle semtin adı Boyacıköy olmuştur.

Emirgan'ın aksine Boyacıköy'de Ermeni ve Rum aileler çoğunlukta idi. Semtin tepe kısımlarında Rum ve Ermeniler, Kanlıkavak Deresi boyunda ise Türkler yerleşmiştir.
Boyacıköy'de boyacılık sanatı icra edilirken, sahil boyu da sayfiye yeri olarak büyük ilgi görüyor ve deniz kenarındaki yalılarda varlıklı aileler, devlet adamları, Unvan sahipleri ve zengin kişiler oturuyorlardı. Bu kişilerin pek çoğu Boyacıköy'e yazlık gelen ailelerdi. Boyacıköy'e kara yolundan gelindiği gibi deniz yolu ile de geliniyordu. Burada Şirket-i Hayriye'nin bir vapur iskelesi vardı. Bu iskele 1930 yılında kaldırıldı Deniz sahilinde eskiden var olan yalı ve sahilhanelerden hiç kalmadı. Ana caddenin üst tarafında ise tarihi eser binalar bulunuyor.

Buradaki önemli tarihi eserlerden biri 1837 yılında yaptırılan Mahmut Han (II) Meydan Çeşmesi'dir. Bu görkemli çeşme 1995 yılında onarıldı. Aynı ismi taşıyan bir çeşme daha var ve 1838 yılında Sultan II. Mahmut, babası Sultan I. Abdülhamid'in ruhu için yaptırmıştır. Boyacıköy'ün sırtlarında ve Şirin Sokağın tam ortasındaki çeşme 1876 yılında yapılmış tarihi çeşmelerden biri olmasına karşın, onarımlar nedeniyle tarihi özelliğini kaybetmiştir. Deniz kenarında ve ana cadde üzerindeki Kanlıkavak çeşmesinin yapılış tarihi bilinmiyor, ancak son onarımı 1988 yılında yapıldı. Dönüm Sokaktaki Avni Baba Çeşmesi 1963 yılında yapılmış olup tarihi özelliği yoktur.

Boyacıköy'ün en önemli tarihi eserlerinden biri Mustafa Özkan sahilhanesidir. 1873 yılında yapılan bu muhteşem yapı orijinaline uygun olarak 1999 yılında yenilendi. Yine Boyacıköy'de gerek sahil boyunda gerekse üst kısımlarda birçok tarihi eser konak ve köşk bulunmaktadır.

Sadece Sarıyer ilçesinin ve Boğaziçi'nin değil belki de İstanbul'un en eski; eczanelerinden biri Boyacıköy Eczanesidir. Boyacıköy Baltalimanı Caddesi üzerinde ve Hekim Ata Caddesine girişte sol başta bulunan eczanenin açılış tarihi 1875'dir.
Boyacıköy'deki önemli bir müessese de Polis Moral Eğitim Merkezi'dir. Matbaacı İsmail Akgün tarafından Akgün Koleji olarak yapılan bu müessese bilahare Polis Eğitim Merkezine dönüştürülmüştür. Denize nazır, çay bahçesi, lokantası, istirahat salonları ve otel kısmı ile hizmet vermektedir.

Boyacıköy'ün kaynak suyu Kanlıkavak Suyudur, başka memba suyu yoktur.
Boyacıköy'ün yerli halkı Rum ve Ermenilerden oluşuyordu. Türk nüfusun artması çok yavaş oldu. Azınlık göçlerinin 1960'lı yıllardan sonra devam etmesi, buna karşın, semtin Türkiye'nin çeşitli yerlerinden yeni göçler alması Türk nüfusunun artmasına neden oldu.
Emirgan, Boyacıköy ile birlikte anılır. Böyle olduğu içindir ki tek muhtarlıktır. İki ayrı mahalle hüviyetinde olmalarına ve öyle anılmalarına karşın iç içedir ve tek muhtarlıktır.
 
Emirgan'ın en hareketli ve ilgi çeken yerleri şüphesiz Çınaraltı, Emirgan Korusu, Şerifler Yalısı ve Sakıp Sabancı Müzesidir. Sabancı Müzesinde resim ve hat koleksiyonu sergileniyor. Hat koleksiyonunda yüzlerce eser bulunmaktadır.

Çınaraltı, Muvakkithane Caddesi üzerindedir. Bu ana caddenin tam ortasında asırlık çınar ağaçları vardır. Cadde trafiğe kapatılmıştır. Cadde, muvakkithanenin Önünden yukarıya doğru çay bahçesi haline dönüştürülmüştür. Çınaraltı her mevsim ilgi çeken bir dinlence yeridir. Burada doğa ile iç içe kalır insan. Yeşillik ve deniz kucak kucağadır. Yazarlara, ozanlara ilham kaynağı olan Çınaraltı'ndan gündüz denizi, gece mehtabı seyretmek ayrı bir zevktir. Bu nedenledir ki ozan:
"Bir şeyde gözüm yok, kuru bir can kâfi,
Hoş-beş edecek ehl-i ihvan kâfi,
İkbaline bel bağlamadım dünyanın
İstanbul içinde bir Emirgan kâfi." dizeleriyle Emirgan sevdasını ifade etmektedir.
Sarıyer ilçesinin en eski okullarından biri olan şimdiki Emirgan İlköğretim Okulu 1870 yılında Hidiv İsmail Paşa tarafından yaptırılmıştır. Önceleri dini eğitim yapılırken, 1881 yılında modern eğitime başlandı. Bu okulda "Mirgün-i Mektebi Rüştiye-i Zekkürin" adı ile erkek ortaokulu olarak eğitim verdi. 1934 yılında karma eğitime geçildi. 1960 yılında onarım gerektiği için kapatılmış, 1986 yılında büyük bir onarım görmüş ve Emirgan ilkokulunun adı Emirgan İlköğretim Okulu olarak değiştirildi.

Osman Saçmacı İlköğretim Okulu 1964/1965 öğretim yılında Karacapaşa İlkokulu adıyla açıldı. Okul 1997/1998'de yeni ilavelerle büyütüldü ve ismi de Osman Saçmacı İlköğretim Okulu olarak değiştirildi. İlçenin en eski okulu olan Özdemir Sabancı Lisesi, Emirgan Kestane Sokaktaki okulun binası tarihi taş binalardan olup Mısır Valisi Kavalalı M. Ali Paşa'nın torunu Hidiv İsmail Paşa tarafından 1867 yılında inşa edilmiş ve zamanın maarif vekâletine hibe edilmiştir. Binada Inras-ı Mirgün Mekteb-i İptidai (İlkokul) adı ile eğitim ve öğretim verilmeye başlanmıştır. 1910 yılına kadar kız ve daha sonra erkek öğrencilere ilkokul olarak hizmet verdi. 1934 yılında ortaokul oldu. Okul 26.12.1978 yılında yandı ve onarımı Milli Eğitim Bakanlığınca yapılarak 1982-1983 ders yılında öğretim ve eğitime başladı. Bu arada Hacı Ömer Sabancı Vakfı tarafından üç katlı, 12 derslik, 1 işlik, 1 fen bilgisi laboratuarı, çok amaçlı kullanılan bir salon ile 3 idare odasından oluşan bir bina yaptırıldı. 1981-1982 ders alında hizmete giren okulun adı Özdemir Sabancı Emirgan Ortaokulu oldu. İki bina halinde ortaokul olarak eğitim veren okul lise statüsüne geçerek 1992-1993 eğitim ve öğretim yılından itibaren Özel Özdemir Sabancı Emirgan Lisesi adıyla eğitim ve öğretime devam etmektedir. Emirgan'da azınlık okulu yoktur.
Emirgan'da; Emirgan Spor Kulübü, Talebeleri Koruma Demeği ve Emirgan Camii Yaptırma ve Onarma Derneği isimlerini taşıyan üç dernek var. Emirgan'ı Güzelleştirme Demeği ise kapatılmak suretiyle faaliyetini tatil etti.

Emirgan nüfusunda, Reşitpaşa'nın ayrı bir muhtarlık olması nedeniyle hayli azalma oldu. Son nüfus sayımına göre nüfusu (1997 nüfus sayımı) 8.204 kişidir. Muhtarlıkça nüfusun 15 binin üzerinde olduğu ifade edilmektedir.

Emirgan'da bugüne kadar; Sabri Karaşahin, Mithat Adam, Avni Gündüz, Rıza Yalım, Baki Kızgınkaya muhtar olarak görev yaptılar.
 
 
 Tarihçe
    Powered by Domain Yeri Web Hizmetleri  |  Copyright © 2006-2007 Emirgan.Org Bize Ulaşın - Künye - Reklam